Microservice mimarileri, sistemleri bağımsız yönetilebilir parçalara ayırarak esneklik sağlasa da beraberinde ciddi bir operasyonel karmaşa getirir. Bir servisin diğerine ihtiyaç duyduğu anlarda, hedef servisin ağ üzerindeki konumunu (IP port bilgisi) bilmesi gerekir.
Modern microservice mimarilerinde ve yüksek ölçekli sistemlerde veri yönetimi için, bir işlemin hızı ile o işlemin ne kadar güvenli kaydedildiği arasındaki dengeyi kurmak, yazılım mimarları için en kritik kararlardan biridir.
Geleneksel yazılım mimarilerinde uzun yıllar boyunca veriyi okuma ve yazma işlemleri aynı veri modelleri ve aynı servis yapıları üzerinden yürütülmüştür. Ancak sistemler karmaşıklaştıkça ve kullanıcı sayıları arttıkça bu tek tip yaklaşım ciddi sorunlar yaratmaya başlamıştır.
Domain-Driven Design, yazılım geliştirme sürecini sadece bir kodlama faaliyeti olarak değil, aynı zamanda insan ilişkileri, mimari stratejiler ve iş prensiplerinin birleşimi olarak ele alan Domain-Centric bir yaklaşımdır.
Mikroservis mimarisi, büyük ve monolitik uygulamaları tek parça halinde geliştirmek yerine, sistemi parçalara ayrıştırmayı hedefler. Her servis kendi veritabanına, yaşam döngüsüne ve dağıtım sürecine sahip olacak şekilde tasarlanır.
Yıllardır kullandığımız Task.ConfigureAwait(false) artık tek başına yeterli değil. .NET 8 ile birlikte gelen yeni bir enum var ve bir Task tamamlandığında uygulamanın nasıl tepki vereceğini çok daha hassas bir şekilde belirlememize olanak tanıyor.
Bu makalede .NET üzerinde Transactional Outbox Pattern uygulayarak bu iki işlemi tek bir atomik birime nasıl indirgeyeceğimizi ve Eventual Consistency prensibiyle sistemler arası veri bütünlüğünü nasıl garanti altına alacağımızı inceleyeceğiz.
Yüksek trafikli .NET sistemlerinde performans ve thread güvenliği (thread-safety) kritik öneme sahiptir. Veri yapıları arasındaki küçük farklar, saniyede binlerce isteğin işlendiği senaryolarda CPU ve bellek kullanımında büyük farklar yaratabilir.
Modern yazılım mimarilerinde, ilişkisel (RDBMS) ve NoSQL veri tabanlarının bir arada kullanıldığı Polyglot Persistence yaklaşımları sıkça karşımıza çıkar. Ancak bu durum dağıtık sistemlerde veri bütünlüğünü yönetme noktasında ciddi teknik zorluklar doğurur.
Mikroservis mimarisine geçildiğinde sadece servisler değil, problemler de dağıtık hale gelir. Her servisin kendi veritabanı şemasına sahip olması, tek bir iş akışını tamamlamak için birden fazla servis ve dolayısıyla birden fazla veritabanı çağrısı yapılmasını zorunlu kılar.